Gayrimenkul Sektöründe Blockchain Rüzgârı

Gayrimenkul Sektöründe Blockchain Rüzgârı

Adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz Blockchain (blok zinciri) teknolojisi, hayatımızın her alanına büyük bir hızla girmeye başladı. Aracı kurumlara ya da kişilere yeni misyonlar yükleyen bu teknoloji, adını özellikle bankacılık ve finans alanlarında duyurmuş olsa da gayrimenkul dünyasına da birçok yenilik sunuyor.

İçinde bulunduğumuz dijital dönüşüm sürecinin en çok ses getiren yeniliklerinden biri blockchain teknolojisi; geleneksel birçok ödeme modelini yeniden tanımlayarak, farklı veri depolama alternatifleri sunuyor. Herhangi bir alım satım işleminin garantöre gerek duyulmadan açık ve şeffaf bir biçimde gerçekleşmesini sağlayan bu sistemi, birçok işlemin kaydının tutulduğu bir hesap defteri gibi düşünebilirsiniz.

Merkezi bir yapısı olmayan bu ‘dağıtık’ veri tabanı içinde, bütün işlemler ve bu işlemler üzerinde yapılan tüm değişiklikler farklı makinelerce sorgulanıyor ve onaylandığı takdirde zincirler halinde saklanıyor. Adını sıklıkla duyduğumuz Bitcoin’in de temelini oluşturan blockchain bir diğer deyişle blok zinciri teknolojisi; döviz transferi, veri depolanması, oylama sistemleri, sigorta işlemleri gibi birçok farklı alanda kullanılıyor. Örneğin, blockchain’in nimetlerinden en çok faydalanan ülkelerden biri olan Estonya, bu teknolojiyi kullanarak vatandaşlarına elektronik ortamda oy verme imkânı tanıyor.

Gelelim bu teknolojinin gayrimenkul alanında kullanımına… Bildiğiniz gibi gayrimenkul alım satım işlemleri; noter, kamu kuruluşları, gayrimenkul danışmanı, sigorta kuruluşları gibi birden fazla aktörün dahil olduğu, uzun ve karmaşık süreçleri beraberinde getiriyor. Hele ki yurtdışında gayrimenkul alım satımı söz konusu olduğunda; farklı prosedürler, çok daha fazla yere ödeme yapma gerekliliği ve uzun süren işlemler gündeme gelebiliyor. Tam bu noktada blockchain ve kripto para birimi kullanımı devreye girerek sektöre bir kolaylık sunuyor ve coğrafi kısıtlama olmaksızın, bu aracılara duyulan ihtiyacı azaltarak güvenli ve hızlı bir işlem imkânı sunuyor. Örneğin ortak bir veri tabanı sağlayarak ve zaman alan evrak işlerini hızlı bir şekilde dijital ortama taşıyarak, gayrimenkul arama süresini kısaltabiliyor ya da satıcı, ev sahibi, kiracı, hizmet sağlayıcıları gibi aktörleri bir araya getirerek, birbirini tanımayan bu kişiler arasındaki güvensizliğin ortadan kalkmasını sağlayabiliyor.

Bununla birlikte blockchain gayrimenkul sektörüne geleneksel yatırım modellerini değiştiren birtakım kolaylıklar da sunuyor. Örneğin, büyük ölçekli ödemelerin havale masraflarını, yüksek komisyon oranlarını, şeffaf olmayan işlem ücretlerini ve haftalar süren doğrulama süreçlerini, aracıya ihtiyaç duymaması nedeniyle ortadan kaldırıyor. Akıllı sözleşme ve kripto para birimlerinin kullanıldığı alım satım işlemlerinin daha güvenli, hızlı ve ucuz bir şekilde gerçekleşmesi nedeniyle küresel anlamda gayrimenkul yatırım olanaklarının da arttığını söylemek mümkün.

Tüm bunların yanı sıra kripto paraların gayrimenkul projelerine yapılan yatırımlarda ya da GYO’larda ( Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları’nda) kullanılmaya başlanması ile birlikte, geleneksel olarak durağan olarak tanımlanan gayrimenkul likiditesinin de artacağı öngörülüyor.

Blockchain’i gayrimenkul yatırımında kullanan birkaç Amerikalı, İngiliz ve Hong Kong’lu inşaat şirketinin gayrimenkul sektörüne entegre ettiği kitle fonlaması ve akıllı sözleşmeler gibi kavramlar konvansiyon sistemi değiştiren en iyi örnekler olarak dikkat çekiyor. Bu platformları kullanarak kitle fonlaması yapan yatırımcılar, kripto paralarını kullanarak dünyanın herhangi bir yerinde bir ofise yatırım yapabiliyor; bu ofis üzerinden sağlanan bütün gelirlerden (kira vs.) kâr payını alabiliyor. Yapılan yatırımın boyutunu seçebilmek ise bugüne dek gayrimenkul yatırımı konusunda en büyük engeli teşkil eden yüksek sermaye ihtiyacının yarattığı bariyerlerin aşılmasını sağlayarak, sektörde likidite artışına katkı sağlıyor. Böylelikle gayrimenkul yatırımı sürecinde atılması gereken tüm formal süreçler, blok zinciri teknolojisiyle desteklenerek daha basit ve hızlı bir şekilde çözülebiliyor. Örneğin, bazı şirketler matbu tapu yerine dijital tapu oluşturarak mülkiyeti daha hızlı ve ucuz bir şekilde tasdikleyip, dijital ortamda kayıt altında tutabiliyor. Ya da akıllı sözleşme, kiralama ve depozito, gayrimenkulün yönetimi, ipotek, noter hizmetleri gibi diğer birçok veri, blockchain içinde saklanarak bu varlıklara bağlı işlemler tam olarak güvence altına alınabiliyor.

Gayrimenkul ve bununla ilgili bütün bilgilerin blockchain içinde şeffaf bir şekilde saklanması, rastgele değiştirilememesi ve merkeze ihtiyaç duyulmaması da evrakta sahtecilik, eşitsizlik, hile gibi dış etkileri ortadan kaldırıyor. Her ne kadar mülkiyet ve gayrimenkul yatırımıyla ilgili bilgilerin dijital ortamda saklanmasına yönelik gizlilik tartışmaları sürse de Estonya, İsveç, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, blockchain teknolojisini kullanarak akıllı sözleşme de dahil olmak üzere birçok gayrimenkul sürecini dijital ortama taşımaya devam ediyor.

Bu trendi yakından takip eden ülkemizde de gayrimenkul şirketleri bu teknolojiyi kullanmak için harekete geçmiş durumda. Şeffaflık, işlemlerde hız ve maliyetlerin düşürülmesi gibi birçok avantaja sahip olan blockchain teknolojisinin önümüzdeki yıllarda gayrimenkul ve konut sektöründe daha geniş kapsamlı bir kullanıma ulaşması bekleniyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir