Holistik Kentsel Planlama

Holistik Kentsel Planlama

Çağdaş ve holistik kentsel planlama yaklaşımları, farklı kentler arasında yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel deneyimi kolaylaştırarak hem bölgesel hem ulusal hem de uluslararası boyutta kalkınmanın yolu olarak gösteriliyor. Bu yaklaşımlar, aynı zamanda Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere birçok çokuluslu sivil toplum kuruluşu tarafından Dünya’nın içinden geçtiği ekolojik ve siyasi sorunlara cevap olarak görülüyor. Alışılagelmiş kentsel planlama yaklaşımlarının aksine, insanı ve doğayı faydacı bir şekilde merkezine koyan holistik yaklaşım;  bölgenin coğrafi, demografik, sosyolojik ve ekonomik değerlerini göz önüne alarak her bir şehir için farklı modeller öngörüyor. Bunu yaparken de aynı kentsel tasarım bakış açısını bütün şehirlere uygulamak ve sadece kent içindeki insanların biriyle olan etkileşimine odaklanmak yerine, şehirler arasındaki etkileşimi arttırarak kentlerin gerçek anlamda birbirine bağlanmasını sağlıyor. Şehirlerin rekabetçi avantajlarını kullanmalarını hedefleyerek, ayrı ayrı markalaşmasına ön ayak olan ve sosyoekonomik kalkınmanın en önemli adımlarından birini gerçekleştiren bu yaklaşım, kozmopolit kentlerin yolunu açan bir kent tasarımı anlayışı olarak tanımlanıyor.

Holistik yaklaşım, kentsel tasarımı gerçek anlamda yerelleştirmeyi hedefleyerek, şehrin kültürel, coğrafi, ekonomik ve doğal özelliklerini kentsel planlama denkleminin bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bir kentte uygulanan ve o kentin kendi gerçekliği içinde pozitif sonuçlar veren kentsel tasarım ve planlama modellerini evrensel olarak geçerli görüp bu uygulamayı bire bir başka kentlere kopyalamak yerine, uygulanan bu modellerden nasıl fayda sağlayacağına odaklanıyor.

Örnek vermek gerekirse, bisikletin kentsel kültürünün bir parçası haline geldiği Amsterdam’da, kent tasarımcıları ve kent planlamacıları, bisiklet kullanımını desteklemek, arttırmak ve özendirmek için Amsterdam genelinde birçok proje geliştiriyorlar. Öyle ki, yaşlanan bir nüfusa sahip olmasına rağmen son 10 yıl içinde bisiklet kullananların sayısı %12 artarken, kentte yaşayanların %27’si bisikleti ana ulaşım aracı olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, Amsterdam’da bisiklet kullanımı, kentsel yaşam sürecinin vazgeçilmez bir parçası olmuş ve kent tasarımında yapılan yenilikler bu kültürün yaygınlaşmasını sağlamış durumda.

Tam bu noktada alışılagelmiş kentsel planlama yaklaşımları, Amsterdam’daki modeli kopyalayarak, bir başka kente uygulamanın, bu kentte de bisiklet kullanımını arttıracağı varsayımıyla hareket eder. Oysaki holistik yaklaşım ile hareket eden kent planlamacıları, Amsterdam’daki bisiklet kültüründen ilham alarak, bunu avantaja çevirmeyi hedefleyerek, bu uygulamayı birebir kopyalamak yerine, bu kültürü kendi iç ekonomisinin bir parçası haline getirmek için çözüm ve proje geliştirirler. Bunun en güzel örneği ise Amsterdam’ın 20 dakika uzağındaki Amstelveen’de çalışan kentsel planlamacıların geliştirdikleri tasarım ve kent çözümleriyle bu kenti bisiklet severlerin en uğrak mekanı haline getirmeleriydi. Amstelveen ve Amsterdam arasında kesintisiz bisiklet yolu ve bu yol boyunca bisiklet severlerin ihtiyacı olabilecek tüm gereksinimleri karşılayacak çözüm ve cazibe merkezleri oluşturan planlamacılar; Amsterdam’da kentsel planlamayla desteklenen bir kültür olan bisiklet ile iç içe fakat özgün bir kentsel planlama projesi gerçekleştirmiş oldu. Ülkedeki en az bisiklet sayısına sahip şehirlerden biri olan Amstelveen üzerine çalışan kentsel planlamacılar, Amsterdam ne yapıyorsa onu yapmayı tercih etmediler. Onun yerine, Amstelveen’in kendi dinamikleriyle uyumlu, kent içine bisiklet sokmadan, komşu kent ile daha fazla etkileşime olanak sağlayan bir kentsel planlama yapmayı tercih ettiler. Bu projenin, Amstelveen ekonomisine destek sağlarken hem şehrin kendi iç kültürüne uygun bir şekilde geliştirilen hem de iki şehir arasındaki etkileşimi arttırarak sosyoekonomik kalkınmayı destekleyen bir yaklaşım olduğu düşünülüyor.  Bulunduğu konumun avantajını kullanarak çok küçük boyutlu bir şehir olmasına rağmen Amstelveen’i Avrupa’daki bisiklet severlerin en çok bildiği kentlerden biri haline getiren bu proje, gerçek anlamda holistik bir yaklaşım olarak görülüyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir