Kentlerin Yönetiminde Teknoloji

Kentlerin Yönetiminde Teknoloji

Dünya nüfusunun yarısı 2018 itibariyle kentlerde yaşıyor. Birleşmiş Milletler’in 2014’de yayımladığı ‘Dünya Kentleşme Beklentileri’ raporuna göre ise 2050 yılına kadar kasaba ve şehirlerde yaşayan insan sayısının 2,5 milyar artacağı öngörülüyor. Bu tablo her 10 kişiden yedisinin tarımsal üretimden uzaklaşarak kent kültürünün bir parçası haline geldiğine ve insanların endüstriyel üretim ve hizmet sektöründe istihdam edildiğini, apartmanlarda yaşadığını ve her gün trafiğe çıktığına işaret ediyor.

Potansiyel olarak hem büyük sorunlara hem de fırsatlara açık olan bu nüfus hareketi, kentlerin yoğun demografik topografyası da hesaba katıldığında bir çok değişkenin yeniden hesaplanmasını buna bağlı olarak ise uzun dönemli şehir planlamaları yapılmasını zaruri hale getiriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin mega kentlerinde sıklıkla gözlemlenen altyapı ve temel belediyecilik hizmetlerindeki aksaklıkların önümüzdeki 30 yıl için yeniden ölçeklenerek çözümlenmesi, bu planlamalarda revize edilmesi gereken en önemli kalemler arasında yer alıyor. Yine mega kentlerin en büyük sorunu olan ve fiziki bir yatırımın ötesinde toplumsal farkındalık da gerektiren trafik sorunları için çözüm arayışlarının geliştirilmesi, gelecekte kentlerin karşılaşacağı sosyolojik ve ekonomik sorunların önüne geçmek için atılması gereken adımların başında geliyor.

Her ne kadar bu yoğun nüfus hareketleri hakkında çalışan uzmanlar karşılaşılabilecek en büyük risk olarak işsizliği işaret etse de, bugün iş sahibi olan ve modern bir hayat süren insanların gelecek 30 yıl içinde aynı koşullarda hayatlarını sürdürüp sürdüremeyeceği konusu kentlerin karşılaşması muhtemel sorunları arasında yer alıyor.

Bu sorun karşısında kamu yöneticilerinin, gayrimenkul geliştiricilerin ve kent planlayıcılarının sunabileceği tek çözüm, dünyanın sınırlı kaynaklarını da hesaba katarak ekosisteme duyarlı, dataya ve gözleme dayalı bir yol haritası belirlemek.

Bahsedilen sorunlara gerçek anlamda çözüm sunabilmek içinse şüphesiz ki önce bu sorunları tanımlayan gerçekçi ölçümlerin yapılması gerekiyor. Son yıllarda geliştirilen yazılım ve donanımlar, kent hayatında yaşam kalitesini etkileyen olguların teşhisinde ve çözümün geliştirilmesinde kilit rol oynuyor. İnsan davranışlarının anlamlandırılması, insan hareketlerinin haritalandırılması, potansiyel kriz/afet senaryoların simüle edilmesi, altyapı ve kaynak kullanımlarının ölçümlenmesine imkan sağlayan bu teknolojiler, kentlerin gelecek 30 yıl içinde karşılaşabileceği sosyolojik ve ekonomik olumsuzlukların önüne geçilebilmesini sağlaması nedeniyle de oldukça önem taşıyor.

Kuzey Avrupa, Uzak Asya ve Kuzey Amerika ülkelerinde bazı şehirlerin yeni yerleşim alanlarını tasarlarken yavaş yavaş kullanılmaya başlanan bu teknolojiler maalesef çoğunlukla deneysel seviyede kalıyor.  Halbuki bu teknolojik donanımlar, trafik ve kamu hizmetleri, nüfus ve iskan işlemleri, tapu ve kadastro işlemleri, vergilendirme, enerji tedariki, sağlık ve eğitim hizmetleri gibi insanların birincil derecede şehir hayatını etkileyen alanlardaki sorunlara çözüm sunabilir. Bu bileşik ve ölçümlemeye dayalı çözümlere aşağıdaki örnekleri verebiliriz:

  • Ana arterlerdeki trafik yoğunluğunu ölçen donanımların ambulanslara en yakın hastaneler için olası rotalar çizen haritalandırma sistemiyle entegre olması,
  • Yaya trafiğini ölçümleyen yazılımların kentin çeşitli yerlerindeki ticari işletmeleri gerçek zamanlı olarak vergilendirecek bir sisteme bağlanması,
  • Doğum sebebiyle belirli muhitlerde artan nüfusu göz önüne alarak kamuya veya özele ait eğitim veya kreş bakım kurumlarının planlanması

Sahip olunan limitli kaynağı optimize etmeye yarayan ve bunu yaparken çevreye ve kente minimum zararla maksimum fayda sağlayan bileşik teknolojik çözümler; gelecek 30 yılda kentlerin karşılaşacağı sorunları aşmak için tek çıkar yol olarak görünüyor. Bu nedenle şimdilik birbirinden bağımsız ve tekil olarak hayatımızda yavaş yavaş yer edinmeye başlayan teknolojik teşhis metotlarının birbiriyle konuşarak, birbiri için anlamlandırılabilir sonuçlar sunabilir hale gelmesi oldukça önem taşıyor. Bu o kadar önemli ki bu hale getirilmez ise gelecekte artan nüfusun yaşam kalitesini sürdürebilmesi mümkün görünmüyor.

Aşağıda paylaştığımız videolarda ise bu gerekliliği önceden tespit eden iki şehrin, teknolojik teşhis metotlarını şehirde yaşayanlar için nasıl anlamlı kıldığına göz atabilirsiniz. Linkedin tarafından hazırlanan ilk videoda, Birleşik Devletleri’nin en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip şehirlerinden Palo Alto Belediyesi’nin teknolojik ölçümlemeleri kullanarak şehir hayatındaki standartları yükseltmek için attığı adımlara; ikinci videoda ise, ‘Akıllı Ulus’ projesini hayata geçiren Singapur’un, teknolojiyi şehir hayatını kolaylaştırmak için nasıl kullandığına şahit olabilirsiniz.

Linkedin: https://www.youtube.com/watch?v=nnyRZotnPSU

Singapur: https://www.youtube.com/watch?v=4Fxo1WyXRQI

Yeni malzeme ve teknolojilerin kullanımı

Yukarıda bahsettiğimiz tüm donanımların yanı sıra malzeme teknolojisindeki yeni gelişmeler de yine şehir hayat kalitesini etkileyen kalemler arasında geliyor. Doğal kaynakların tüketimini azaltırken dayanıklılığı ve performansı geliştiren bu teknoloji ile beton gibi yapı malzemeleri, küçük çatlaklar ve delikleri kendiliğinden tespit ederek, onarabiliyor. Bu teknoloji kullanımı sayesinde malzemelerin dayanıklılığı artarak, bakım ihtiyacı minimuma indirgenebiliyor.

Aynı şeklide yolların yapımında kullanılan zararlı kirleticiler, çevreyi kirletip zarar vermeden önce etkisiz hale getirebiliyor. Yine giydirme veya kaplamalarda kullanılan yeni teknoloji yalıtım malzemeleri, özellikle mevcut binalardaki ısı kaybını azaltarak kritik öneme sahip olabiliyor. Atık maddelerin ve istenmeyen ürünlerin ileri dönüşümünü mümkün hale getiren yeni teknolojiler, kaynak tüketiminin ve atıkların azalmasına da yardımcı olacaktır.

Kentsel arazi kullanımını daha üretken, nakliye işlerini daha verimli, enerjiyi daha yenilenebilir, anahtar altyapıyı daha esnek hale getirerek inşaat süresince daha az israf sağlayan yeni malzeme teknolojileriyle birlikte, sadece verimlilik değil, daha fazla doğal kaynak kullanımını teşvik eden ve kişisel tüketimi azaltan tedbirlerin birleşmesiyle kent yönetimlerinde kilit rol oynayacaktır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir