‘Küresel Riskler Raporu 2022’ bize ne söylüyor?

‘Küresel Riskler Raporu 2022’ bize ne söylüyor?

‘Küresel Riskler Raporu 2022’ bize ne söylüyor?
Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) her yıl, o yıla ilişkin Küresel Riskler Raporu’nu yayımlıyor. Bu yıl 17’ncisi yayımlanan raporda, en güncel Küresel Risk Algı Araştırması’nın (GRPS) sonuçlarının yanı sıra; toplumsal, çevresel ve teknolojik gerilimlerin neden olduğu risk analizleri yer alıyor.

Raporda, yükselen riskler 6 alan özelinde inceliyor ve her bir riskin başarılı yönetimi için küresel koordinasyon gerekliliği vurgulanıyor. Bu alanlar şu şekilde sıralanıyor:

  1. Dünya’daki küresel riskler
  2. İklim geçişlerindeki istikrarsızlık/düzensizllik
  3. Dijital bağımlılıklar ve siber güvenlik açıkları
  4. Göç’ün önündeki engeller
  5. Uzay rekabeti
  6. Tüm toplumların Covid19’dan öğrendikleri

Rapor, Covid-19 pandemisinin ikinci yılına ilişkin çıkarımlarla sona eriyor ve ulusal düzeyde dayanıklılık hakkında yeni bilgiler sunuyor. Bu bölüm aynı zamanda, kuruluşlar için dayanıklılığın uygulanmasına yönelik pratik tavsiyeler sunmak için Dünya Ekonomik Forumu’nun risk uzmanları topluluklarından da (The Chief Risk Officers Community and Global Future Council on Frontier Risks) yararlanıyor. Bu alanlarda öne çıkan istatistikler:

1. Dünya’daki küresel riskler

  • En yoksul 52 ülkede aşılama oranı %6
  • 2020’de kamu borcunun GSYİH’e oranı %97
  • Aşırı yoksulluk projeksiyonlarında 51 milyon artış
  • Glasgow İklim Paktı’na katılan 197 ülke
  • Uzmanların %84’ü dünya için endişeli veya kaygılı

2. İklim geçişlerindeki istikrarsızlık/düzensizlik

  • COP26’dan sonra en iyimser küresel ısınma senaryosu 1.8°C
  • Karbon nötrlüğüne ayrılmış sermaye 130 trilyon ABD doları
  • 2050 yılına kadar yenilenebilir enerji sektöründe 40 milyon istihdam
  • GRPS katılımcılarına göre 5 çevresel risk, uzun vadeli endişelerde ilk sırada

3.Bağımlılıklar ve Siber Güvenlik Açıkları

  • 2020’de fidye yazılımlarında (ransomware) %435 artış
  • Dünya çapında ihtiyaç duyulan siber profesyonellerde 3 milyon açık
  • 2024 yılına kadar dijital ticarette tahmini büyüme 800 milyar ABD doları
  • İnsan hatasından kaynaklanan siber güvenlik sorunu %95

4 .Göç’ün önündeki engeller

  • 2050 yılına kadar öngörülen 200 milyon iklim mültecisi
  • 2021’de düşük gelirli ülkelere DYY(Doğrudan Yabancı Yatırım)’de %9 düşüş
  • 2021’de tahmini 4.800 göçmen öldü veya kayboldu.

5 Uzay rekabeti

  • 2030 yılına kadar hükümet tarafından geliştirilen 5 adet yeni uzay istasyonu
  • Önümüzdeki yıllarda fırlatılacak tahmini 70.000 uydu
  • Uzay düzenlemesi olan 28 ülke
  • Tahmini 1 milyon adet, bir santimetre ve daha büyük metal parçaları

6. Tüm toplumların Covid-19’dan öğrendikleri

  • Yüksek gelire sahip ülkelerin COVID-19 aşılı nüfus oranı %67,2
  • Zirve ve dip arasında , günlük COVID-19 vaka sayısında 20-40 kat artış
  •  Afrika’da 2021 yılına kadar tahmini 2.1 milyonu aşan ölüm

Türkiye’yi 10 yılda bekleyen riskler neler?

Ekonomi Anketi Risk 1 Risk 2 Risk 3 Risk 4 Risk 5
Türkiye İstihdam ve geçim krizleri Uzun süreli ekonomik durgunluk Devletlerarası ilişkilerin bozulması İnsan kaynaklı çevresel zarar Teknoloji yönetiminde başarısızlık

Kaynak : Ulusal Risk Algıları Anketi, WEF 2022.

Başlıca küresel riskler neler?

Raporda yer alan risk sıralamalarına baktığımızda, 2016 yılından bu yana birinci sıradaki riskin küresel iklim değişikliği olduğunu görüyoruz. 2021 yılında da durum değişmeyerek, önümüzdeki on yılda Dünya’yı tehdit eden riskler arasında ilk 3’te çevresel riskler var.

  • İklim krizi ile mücadelede başarısızlık
  • Aşırı hava olayları
  • Biyoçeşitlilik kaybı

İlk 10’da yer alan diğer risklerde ise;

  • Sosyal uyumun aşınması
  • Yaşam için gerekli koşulları elde etmeye yönelik krizler
  • Bulaşıcı hastalıklar
  • İnsanların çevreye verdiği zarar
  • Doğal kaynak krizleri
  • Borç krizleri
  • Jeo-ekonomik zorluklar

Böylelikle, yayımlanan ilk 10 riskten 5’inin çevre ve iklim konularıyla ilişkili olduğu görülüyor.

fIGURE 1.3

Küresel Risk Raporu kapsamında hazırlanan ankette soruları yanıtlayan katılımcılar, küresel ölçekte iklim krizi ile mücadeledeki başarısızlığı, hem orta (2-5 yıl) hem de uzun vadede (5-10 yıl) toplumlara, ekonomilere ve Dünya’ya ciddi şekilde zarar verme potansiyeli taşıyan en önemli konu olarak değerlendirildi.

Ankete katılan her 6 kişiden sadece 1’i Dünya’nın görünümü için iyimser hissederken, her 10 kişiden sadece 1’i küresel toparlanmanın hızlanacağına inanıyor.

fIGURE 1.2

İklim krizi çevresel bir sorun olmanın yanı sıra ülkelerin sürdürülebilir kalkınmalarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 13.cüsü ‘İklim Eylemi’ olarak belirlenmiştir.

fIGURE 1.4

Peki iklim krizi nereye doğru gidiyor?

İklim krizi etkilerinin derinleşmesiyle birlikte bazı kurumlar küresel ısınmanın risklerini değerlendirmek üzere araştırma yapmaya başladılar. Birleşmiş Milletler’in 2 örgütü, Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından, insan faaliyetleri sebebiyle iklim krizine neden olan faktörleri araştırmak ve riskleri değerlendirmek üzere 1988 yılında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ni (IPCC) kurdu. Kurulan bu oluşumdan, 2015 yılında 1,5 °C ve 2 °C ısınma senaryolarının araştırılması istenmiştir.

IPCC’nin 2018 yılında yayımlanan raporunda, yapılan iklim ile ilgili riskler modellemesinde asıl hedefin 1,5°C ısınma içerisinde kalınması gerektiği savunulmuştur. Yarım derecelik ısının çok önemli farklar yaratacağı vurgulanmıştır.

1,5 °C ısınma içerisinde kalmak ne anlama geliyor?

Belli şehir ya da bölgelerin 1,5 °C ısınmasını değil, tüm gezegen için verilen ortalama ısınma miktarını ifade ediyor. Bir başka deyişle bazı bölgelerde 2-3 °C ısınmalar görülebilir. Yapılan çalışmalar 1,5 °C’ lik ısınmayı, tek yuvamız olan Dünya için nihai eşik olarak değerlendiriyor.

Yarım derecelik ısınmada ne değişir?

İklim Riskleri 1,5 °C 2 °C
Aşırı Hava Olayları Sel riskinde %100 artış Sel riskinde %170 artış
Türler Böceklerin %6’sı, bitkilerin %8’si ve omurgalıların %4’ü etkilenecek. Böceklerin %18’i, bitkilerin %16’sı ve omurgalıların %8’i etkilenecek.
Suya Erişim 2100 yılına kadar 350 milyon insan şiddetli kuraklığa maruz kalacak. 2100 yılına kadar 410 milyon insan şiddetli kuraklığa maruz kalacak.
İnsanlar Dünya nüfusunun %9’u (700 milyon insan) en az 20 yılda bir aşırı sıcak hava dalgalarına maruz kalacak. Dünya nüfusunun %28’i (2 milyar insan) en az 20 yılda bir aşırı sıcak hava dalgalarına maruz kalacak.
Deniz Seviyesinde Artış 2100’e kadar 46 milyon insan 48 cm’lik deniz seviyesi artışından etkilenecek. 2100’e kadar 49 milyon insan 56 cm’lik deniz seviyesi artışından etkilenecek.
Gıda Her yarım derecelik ısınma, tropik bölgelerde sürekli olarak daha düşük verime ve düşük besin değerine neden olacak.
Maliyetler 1,5 °C yerine 2 °C’lik ısınma, özellikle az gelirli ülkelerde daha yavaş bir ekonomik büyümeye sebep olacak.

Peki neler yapabiliriz?

  • Küresel iklim değişikliğinin başlıca aktörlerinden biri sera gazı salımlarıdır. Dünyamızdaki ısınmayı 1,5 °C ile sınırlı tutabilmek için öncelikli olarak sera gazı salımlarını hızla azaltmalıyız.
  • IPCC raporlarına göre 1.5 °C ısınmada kalabilmek için 2050 yılına kadar küresel emisyonlar konusunda net sıfır hedefine ulaşmalıyız.
  • Kentsel emisyon, azaltım potansiyelinin yüzde 58’ini oluşturuyor. Sıfır karbon binalar, iklim değişikliğine karşı önemli ve maliyet etkin çözüm sunmakta. 2050’ye kadar sıfır karbon binalar için yol haritaları ve eylem planlarını hazırlamalıyız.
  • Küresel karbon salımlarının büyük bir yüzdesini de enerji kullanımı oluşturuyor. 1.5 °C ısınmada kalabilmek için acilen fosil yakıt kullanımı sonlandırmalı ve temiz enerji kaynaklarına geçiş yapmalıyız.
  • Döngüsel yapı-inşaat uygulamalarına ilişkin yeni iş perspektifine gayrimenkul ve diğer sektörlerde öncelik vermeliyiz.
  • Karbon nötr hedeflerimizi gerçekleştirmemize destek olacak yatırım ve teşviklerden faydalanmalıyız.

Türkiye’nin sera gazı salımları ne durumda?

2020 yılı verilerine göre Türkiye 0.53 milyar ton CO2 eşdeğeri salımıyla dünyadaki salımların %1’ini tek başına gerçekleştirdi. Böylelikle dünya sıralamasında en fazla salım yapan 16’ıncı ülke oldu. Sektörel bazda incelendiğinde ise Türkiye’de en fazla salım yapılan sektörün enerji olduğunu olduğunu görüyoruz.

fIGURE 1.5

Çevresel riskleri azaltmak için vaktimiz var mı?

Evet hala vaktimiz var. Buradaki kilit nokta ise sektör fark etmeksizin ekonomik büyüme planları yapılırken uzun vadeli dekarbonizasyon hedefleri ve taahhütleri ile eş zamanlı ilerlenmesidir.

 

Başak Erik, MSc

Consultant, Workplace and Sustainability

Project & Development Services

Cushman & Wakefield Türkiye