Neden Sürekli Öğrenmeye Devam Etmeliyiz?

Neden Sürekli Öğrenmeye Devam Etmeliyiz?

Perakende şimdiye kadar hiç yaşamadığı bir tecrübeyle karşı karşıya. 2017 yıl sonu itibariyle Amazon’un dünyanın en büyük perakendecisi olacağı, IKEA online mağazasının, dünyadaki tüm diğer IKEA mağazalarının toplamı kadar satış gerçekleştireceği, Türkiye’de günde açılan online mağaza sayısının, geleneksel mağaza sayısının 25 katı olacağı bir yıla uyanacağız.

Dijital teknolojilerin hiç olmadığı kadar insan hayatına girip, tüketici davranış biçimlerini, perakende gayrimenkul sektörünü ve istihdam rakamlarını derinden etkilemesi sürerken, şirketlerin iş modellerini buna göre yeniden şekillendirmemesi mümkün değil. Aslına bakacak olursak, perakendeye yönelik gayrimenkul seçenekleri kendilerini dönüştürerek yeni trendlere yine de kendini adapte edecek, sahip olduğu fiziksel avantajları kullanarak yine ilgi odağı olarak kalacak, ya da başka sorunlara çözüm bulmak adına biçim değiştirerek, hastane, okul, konut veya data merkezi olarak var olmaya devam edecek. Karşılaşılabilecek ve hiç kimsenin fark etmediği kadar büyük olan sorun ise oluşacak olan yeni tip çalışan prototipi arayışı ve iş mekanizmaları değişirken buna adapte olamayan eski tip çalışan prototipine sahip, işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan on binlerce insan.

Örnek vermek adına yukarıda belki biraz soyut şekilde anlatmaya çalıştığımız noktayı biraz belirginleştirmek gerekir.

Her ne kadar Avrupa’da ve Amerika’da hatta Türkiye’de üretimin durduğu, her şeyin Asya ülkelerine ‘outsource’ edildiği söylemi yaygın olarak ifade edilse de Türkiye de dahil olmak üzere gelişmiş ekonomiler, her yıl bir önceki yıla göre daha fazla üretim yapıyor, yıl sonunda bir önceki yıla oranla daha fazla ürünü fabrikalarından çıkarıyor. Basit bir matematikle zaten artan nüfusun ihtiyaçlarını başka türlü karşılayamayacağımız ortada. Her sene bir önceki seneye kıyasla daha fazla ürün üretmek en azından şimdiki demografik yapıya bakınca kaçınılmaz görünüyor. Fakat vurgulamak istediğimiz nokta ise daha farklı. En çarpıcı olanı o olduğu için Amerika Birleşik Devletleri rakamlarını paylaşmak gerekirse, 1989 yılından bu yana Amerika’da üretim %69 artmış ve markete daha fazla ürün arzı yapılmış olmasına karşın, yine 1989 yılından bu yana üretim kanallarındaki istihdam %32 düşüş yaşamış durumda. Bir başka deyişle, 1989 yılında 100 otomobil üretmek için 100 kişiyi istihdam etmek gerekirken, 2016 yılında sahip olduğumuz teknoloji ve bilgi sayesinde 169 otomobil üretmek için 68 kişiyi çalıştırmak yeterli oluyor.

Bu durumda yeni iş modellerini öğrenmek, tüketirken üretmek, sürdürülebilir bir hayatı tercih etmek ve daha da önemlisi kendimizi yaşam boyu eğitimde tutarak değişen ekonomik ve sosyal şartlara uyum sağlayabilecek hale gelmek önemli. Bu sebeple bu yazının sonunda sizi, kendinizi her daim geliştirebileceğiniz, hiç durmaksızın öğrenmeyi sürdürebileceğiniz ve değişen sisteme her açıdan uyum sağlayabilecek ve bu büyük dönüşümden ayakları yere basarak çıkmanızı sağlayacak bir kaç seçenekle baş başa bırakmak istiyoruz.

Aşağıda linklerini bulabileceğiniz platformlar çeşitli okul ve enstitülerin kamuya açık teknik, beşeri veya kuramsal bilgi yayarak, yaşam boyu öğrenimi mümkün kılan platformlar. Linklere göz atarak, eksik olduğunuzu düşündüğünüz bir konuda kendinizi geliştirebilir, uzmanlık alanınızı geliştirebilir ve en önemlisi değişen dünyaya uyum sağlayabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir