Teknoloji ve Perakendede İstihdam

Teknoloji ve Perakendede İstihdam

Dünya ve Türkiye ekonomisinde birçok yerel ve bölgesel analist ekonominin geleceğini öngörmek ve yorumlayabilmek için Amerikan sistemi içindeki finansal ve ticari kararları örnek alarak ilerlemeyi tercih eder. Kimi sektörler bulunduğu pazarın kendi iç dinamiklerinden güç alarak şekillense de perakende gibi global markaların domine ettiği ve ticari boyutu olduğu kadar kültürel boyutu da bulunan sektörler, gerek Türkiye’de gerekse Avrupa’da, Amerika’daki ticari ve operasyonel değişimleri takip ederek, yine bu ülkedeki tüketici davranışlarındaki değişime paralel davranışlar edinirler. Bu sebeple, perakende sektörü özelinde yapılacak birçok planlama ve öngörü, hali hazırda Birleşik Devletlerin de en büyük sektörlerinden biri olan perakende sektörü üzerinden yürütülebilir. Dolayısıyla Türkiye perakende sektörünün yakın gelecekte karşı karşıya kalacağı değişiklikleri anlamlandırabilmek için Birleşik Devletler perakende sektörünün yaşadığı değişimlere bakmak aydınlatıcı olacaktır.

Amerikan perakende sektörü Ocak 2018 itibariyle aylık 303 milyar dolarlık bir hacme sahip. Amazon, E-bay, Apple Music gibi yeni nesil perakendecilere ek olarak Walmart, BestBuy, Costco, Kroger gibi geleneksel mağazacılık yönü çok kuvvetli olan perakendecilerin hüküm sürdüğü sektörde toplam çalışan sayısı ise 15,9 milyon. Bir başka deyişle Amerika’da çalışan her 9 kişiden biri perakende sektöründe istihdam edilmiş durumda. Bu pozisyonlarda çalışan kişilerin büyük bir çoğunluğu ise asgari ücret üzerinden çalışan, orta veya düşük eğitim seviyeli bir demografiğe ait.

Peki bu kadar büyük bir istihdama ve ticaret hacmine sahip perakende sektörü dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte nasıl bir yarına doğru ilerliyor ve nasıl bir geleceğe ayna tutuyor?

Birleşik Devletler özelinde bakıldığında, online perakendeciliğin tüketici için sağladığı tüm avantajlar, çevrimdışı alışkanlıklarını sürdüren perakendecilere de bir o kadar dezavantaj yaşatıyor. Ülke genelinde 2016 yılında yaklaşık 4000, 2017 yılında ise yaklaşık 8000 mağaza perakende sektöründe operasyonlarını durdururken markalar, operasyonlarını küçültmeyi ya da e-ticarete ağırlık vermeyi tercih etti. Standard & Poor’s’un Birleşik Devletler perakende sektörüne yönelik yaptığı analizde 2017 yılındaki offline perakende satış rakamlarının 2009 küresel kriz döneminde yaşanan düşüşe yakın olduğunu ve sadece lüks alışveriş merkezleriyle indirim mağazalarının küçük metrekareler ile de olsa büyümeye devam ettiğini tespit etti. Online satışlar ise 2017 yılında bir önceki yıla oranla %37 artış yakalarken, satış yapan web siteleri sayısında da büyük bir atış yaşandı.

Tüm bu rakamlar ise perakendecilerin tüm dünyada online mağazacılığa yöneldiğini gösteriyor. E-ticaretin düşük maliyet kalemlerinin yanında offline mağazacılığı devam ettiren birçok marka ise satış noktalarında otomasyon teknolojileri benimseyerek işgücü maliyetlerini azaltmanın yollarını arıyor. Otomasyon teknolojilerinin geldiği son noktayı analiz eden Eurasia Group, dünya çapında 192 milyon kişinin otomasyona bağlanabilecek bir pozisyonda çalıştığını belirtirken, perakende sektörünü hem lojistik hem de satış operasyonlarında otomasyon teknolojilerine en uygun sektörlerden biri olarak gösteriyor.

Şüphesiz ki teknolojik ilerleme zamanı geçmiş olarak tanımlanabilecek pozisyonları ortadan kaldırırken yeni iş tanımları getiren de bir devinim süreci. Ancak, hali hazırda perakende sektöründe istihdam edilen Amerikalılara yönelik yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki mağaza çalışanlarının e-ticaret’e bağlı operasyonlara eğitim görmeden uyum sağlayabilmesi mümkün değil. Buna ek olarak Birleşik Devletlerdeki beş e-ticaret iş ilanından dördü başvuranlardan en az bir üniversite derecesi talep ederken, geleneksel perakendeye yönelik iş ilanlarının sadece %12’si lise üstü diploma arıyor.

Yazının başında belirttiğimiz gibi Birleşik Devletlerde yaşanan teknolojik adaptasyonun artmasına bağlı bu değişim, yakın gelecekte şüphesiz ki ülkemizde de gözlemlenecek. Hali hazırda TUİK rakamlarına göre %19,9 genç işsizlik ve %10,8 genel işsizlik rakamlarıyla mücadele eden Türkiye’nin perakendenin içinde bulunduğu ve çoktan Amerika’da kendini hissettiren ekstra istihdam sorunlarıyla baş başa kalması yaşanabilecek en büyük sorunlardan biri.

21. yüzyıldaki kariyer beklentileri ve online alana kayan perakende pratikleri, günümüzde istihdam sorunu yaşayan ülkelerde daha fazla soruna yol açarken, nüfusunun çoğunluğu hizmet sektöründe istihdam edilen Türkiye gibi ülkelerde ciddi ekonomik durgunluklara ve toplumsal huzursuzluğa yol açabilir. Teknolojik skeptizme yakalanmadan bu sorunu aşmak içinse işverenlerin çalışanlarını sürekli devam eden eğitim programlarına dahil etmesi, dijital teknolojilerle çalışanlarını buluşturması ve yeni nesil becerilerini çalışanlara aktarması son derece önemli. Bunun yanı sıra devletin ve sendikaların bu geçiş sürecinde ücretsiz eğitimler düzenlemesi, geniş fonlamalarla yeni yeteneklerin kazanılmasını sağlaması, usulsüz işten çıkarmaların önüne geçilmesi ise daha büyük ölçekte atılacak adımlar arasında.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir